Kafkas Savaşı ve Çerkes Halkının Trajedisi: Yirmi Bir Mayıs — Anma ve Yas Günü

Kafkas Savaşı ve Çerkes Halkının Trajedisi: Yirmi Bir Mayıs — Anma ve Yas Günü

21.05.2026

Kafkas Savaşı, on dokuzuncu yüzyılın en uzun ve en trajik askerî çatışmalarından biri olmuştur. Yüz yılı aşkın süre boyunca Kafkas toprakları, Rus İmparatorluğu ile bağımsızlıklarını, geleneksel yaşam tarzlarını ve ata yurtlarını korumaya çalışan bölge halkları arasında şiddetli çatışmalara sahne olmuştur. Savaşın sonuçlarını en ağır şekilde yaşayan halklardan biri de, yüzyıllardır Kuzeybatı Kafkasya’da yaşayan Adige halkı — Çerkesler olmuştur.

Dünyanın dört bir yanındaki Çerkesler için yirmi bir Mayıs tarihi özel bir anlam taşımaktadır. Bu gün yalnızca savaşın sona erişi değil, aynı zamanda halkın kaderini sonsuza dek değiştiren trajik olayların da hatırlandığı bir gündür.

Mayıs bin sekiz yüz altmış dörtte Kbaada bölgesinde — günümüzde Krasnaya Polyana olarak bilinen yerde — Rus birliklerinin resmî geçit töreni düzenlenmiştir. Rus İmparatorluğu için bu olay savaşın sona erdiğinin ve Kafkasya üzerindeki kontrolün sağlandığının sembolü olmuştur. Ancak birçok Çerkes için bu tarih ulusal trajedinin sembolü hâline gelmiştir.

Askerî operasyonların sona ermesinin ardından Çerkes nüfusunun Osmanlı İmparatorluğu’na kitlesel göçü başlamıştır. Bu süreç tarihe “muhacirlik” olarak geçmiştir. Çeşitli tarihî değerlendirmelere göre yüz binlerce insan evlerini ve ata topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır. Göç son derece ağır şartlarda gerçekleşmiştir; hastalıklar, açlık, zorlu yürüyüşler ve tehlikeli deniz yolculukları çok sayıda insanın hayatına mal olmuştur. Birçok aile parçalanmış, bazı topluluklar ise tarihî vatanlarından tamamen silinmiştir.

Bu olayların sonuçları son derece büyük olmuştur. Çerkes nüfusunun önemli bir kısmı eski Osmanlı İmparatorluğu topraklarına — günümüz Türkiye’sine, Suriye’ye, Ürdün’e ve diğer ülkelere — dağılmıştır. Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde yaşayan geniş Çerkes diasporası dilini, geleneklerini ve tarihî hafızasını korumaya devam etmektedir.

On dokuzuncu yüzyılda yaşanan olayların değerlendirilmesi konusunda tartışmalar hâlen sürmektedir. Çerkes kuruluşları ve bazı araştırmacılar yaşananları Çerkes halkına yönelik bir soykırım olarak değerlendirmekte, Rusya’nın resmî yaklaşımı ise bu tanımı kabul etmemektedir. Tarihçiler belgeleri, sebepleri ve trajedinin boyutlarını incelemeye devam etmektedir. Ancak bu olayların insani boyutu tartışmasızdır: savaş ve ardından gelen zorunlu göç, büyük acılara yol açmış ve bütün bir halkın kaderini değiştirmiştir.

Her yıl yirmi bir Mayıs tarihinde dünyanın dört bir yanındaki Çerkesler anma törenleri, yas yürüyüşleri ve çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Bu günde insanlar hayatını kaybeden atalarını, kaybedilen toprakları ve savaşın sonuçlarından etkilenen milyonlarca insanın kaderini anmaktadır. Çerkes halkı için bu tarih yalnızca tarihî bir gün değil; hafızanın, yasın ve tarihî mirasın korunmasının sembolüdür.

Kafkas Savaşı’nın tarihi, uzun süren çatışmaların ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini hatırlatmaktadır. Bu trajedinin hatırası yalnızca Çerkes halkının millî tarihinin bir parçası değil, aynı zamanda barışın, insan hayatının ve tarihî hafızanın değerine dair önemli bir uyarıdır.

İsa Sadıkov — askerî analist, Norveç.